Ana içeriğe atla

5 To 7, 2014



Tür: Komedi, Dram, Romantik
IMDb: 7,1
Yönetmen: Victor Levin


"İşte sen gülüyorsun ve beni daha geniş bir salona almış oluyorlar."


Der, Ah Muhsin Ünlü.
Arielle'de tam olarak tüm izleyenlere bunu hissettiriyor. Sizi aldıkları salon o kadar geniş bir salon ki Avrupa'nın daha rahat bir yer olduğuna yeniden kanaat getiriyorsunuz. Kişilerin hareketlerini aynalamak diye bir şey vardır beden dilinde, Arielle size farkında olmadan öyle bir tesir ediyor ki onunla birlikte çok güzel gülüyorsunuz. Bazen olaylar fazla derin bir sırada ilerliyor, normalde başınıza geleceğini aklınızın ucundan geçirmeyeceğiniz şeylerin içinde sizi önce boğacak gibi oluyor sonra da kabullendirebiliyor, taraf tutturabiliyor. Hani bazı karşılaşmalar bir hayattır ve siz yeniden dünyaya da gelseniz o karşılaşmayı ne pahasına olursa olsun yaşamak istersiniz ya, işte öyle.



Shameless izleyenler  buradaki en önemli detaylardan birini hatırlayacaktır. Tabii ki bu hikaye o kadar naif ve bu hikayedeki kişiler o kadar pamuk ipliğine bağlı ki daha izlerken kırılacaksınız. Birini gördüğünüzde -bu kişiyle benim aramda bir şey var/olur- hissi uyanır insanın şakaklarında, bir karıncalanma hali gibi ufacık ve belli belirsiz, ki bu aşk ya da arkadaşlık fark etmez... İşte o duygudaki emin olma hali hiçbir şeyde yok gibi. 

Her ilişkinin kendine göre kuralı vardır; hiçbirini, hiçbir şekilde genelleyemezsiniz derim her zaman. Bu yaşadığınız yer ve alıştığınız kültürden de kaynaklı olabiliyor, göreceksiniz. Her film insanın ufkunu açıyor, örneklerini ister uygun bulun ister bulmayın. Tanık olacağınız hikaye alışmış olmadığınız fakat izlerken etkisinden bir türlü kopamayacağınız bir sevme ve vazgeçme hali.
Aşk için neleri göze alırsınız, nelerden (hatta daha çok ne kadar) vazgeçersiniz? gibi klişe soruları pamuk gibi bir sürgüde işleyecekler.





Bazen bir eldivenin altında tüm küçük sırlarınız, hayatınız hatta büyük aşkınız gizlidir.



Kime neyi feda ediyorum, diye düşündüğünüz noktada Dior'un o muazzam yüzüğü sizdeymiş gibi izleyiniz. 





Bu blogdaki popüler yayınlar

American Honey, 2016

Tür: Dram IMDb: 7,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
Merhaba, çok uzun zamandır sadece kendimi dinlediğimi fark etmediniz umarım. Hemen sabah olsun diye erkenden uyudum dün gece, buralara her zaman sabahın köründe bir şeyler karalamaya bayılıyorum. Dünyanın bu kadar güzel bir yer oluşundan mı kaynaklı bilmiyorum, güzel olan her şeyin acı verdiğini okumuştum bir yerlerde. Film de güzelliğini hissettirerek üzdü beni, bu sıra üzülmek için yer arıyormuşum gibi geliyor. Hepsi geçecek biliyorum, üzülsem de bir yerlerde yüzümü sonsuz güldüren insanların olması bu hayattaki en büyük şansım. 

Star, ölü yıldız. Hayatını devam ettirebilecek gücü kendisinde nasıl buluyor diye hayranlıkla izlediğim esas kızımız. Bir şeylerin devam etmesi için gerekli en önemli şeyin para olduğunu söyleyen çok fazla insan tanıdım, hiçbirisiyle devamlı bir arkadaşlık kuramadım elbette. Bir yerlerde tıkandı bağlarımız, görüşmedik. Sevmedik birbirimizi, Star'ı içine hapseden şey…

Arrival, 2016

Tür: Dram, Bilim Kurgu, Gizem IMDb: 8,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Bellek tuhaf bir şey. Hiç düşündüğüm gibi işlemiyor. Düzeni gereği zamana çok bağlıyız."Bu cümlelerle başlıyor film, bir gün bir yerlerde dram filmleri kraliçesi olacağıma inandığımdan içerisinde dramsallık barındırmayan hiçbir filmi izlemiyorum. Zamana takılı kalıp geçmişi ya da geleceği düşünmekten şuan'ı yaşayamıyoruz çoğu zaman, düzen böyle. Yarını yarın düşünüp, dünü dünde bırakamıyoruz. Dilbilimci Dr. Louise Banks'ın kırpılan zamanlardaki hayat hikayesine, Amy Adams'ın muazzam duru güzelliğiyle eşlik ediyor olmak sizi sonsuz iyi hissettiriyor.
"Yolculuğun bizi götüreceği yeri bilmeme rağmen ona kucak açarak her anını içtenlikle karşıladım."

12 adet tanımlanamayan cismin dünya üzerinde çeşitli noktalara inişinin endişesi sarıyor bir anda hayatını. Orduya yardım etmek için ne biliyorsa ortaya koyuyor, içgüdüleri kuvvetli kadınları her z…

Nocturnal Animals, 2016

Tür: Dram, Gerilim
IMDb: 7,6 Yönetmen:
Oyuncular: 
Yaşamak istediğimiz hayat, yaşamak için çaba sarf ettiğimiz hayat ve yaşamakta olduğumuz hayat. Hepsinin alt benliğinde duygularımızın gölgesinde kalırız. Daha önce dinlediğimiz bir müzikle, izlediğimiz bir film ya da annemizin daha önce eleştirdiğimiz en basit davranışı bizi yönlendirebilir çoğu zaman. Yarın öleceksem bunu yaşamam lazım dediğimiz her eylem yarın ölmediğimizde tokat gibi çarpacak suratımıza. 






Hayatınızda karşılaştığınız herkes öylesine çıkmazmış karşınıza dün tesadüfi bir karşılaşma sayesinde ulaştım bu filme. Girişiyle kendisine hayran bıraktı o dakika, bazen hissedersiniz bir şeylerin o an hayatınızda kocaman bir yer edeceğini, öyle. Bahsetmekten sonsuza kadar kaçacağınız tüm duyguların filmi olmuş. Söylemeden edemeyeceğim; Tom Ford parfüm yapma, film yap!

Edward Sheffield ve Susan Morrow'un birbirlerinde kendilerini bulduklarını hissederek evlenmeleriyle başlıyor hik…