Ana içeriğe atla

Café Society, 2016

Tür : Komedi, dram, romantik
IMDb: 6,7
Yönetmen: Woody Allen



2016 Cannes Film Festivali'nin açılış filmi olan Cafê Society ile yeni yıla yeni filmlerle merhaba demek geldi içimden. Evet doğru bir seçim, tam bir Woody Allen filmi her ne kadar son dönem filmleri arasından Midnight in Paris tadı vermese de. Doğrusu kendisine, 30 Milyon dolarlık bu film için Kristen Steward ne kadar doğru bir seçim sence, demek isterdim.

Dönem ve mekan filmlerinin kalbimdeki yegane ustası Woddy Allen'in bu filmi için tat almayacaksınız demem imkansız! Elbette ki bulacaksınız fakat tam anlamıyla doyabilecek misiniz, burası size kalmış.


1930'lardan gelen asalet, güzellik ve naif sosyetelikte kavruluyor film. Hayatımıza derin bir şaşaadan dalıyor öncelikle; kibir, fazlaca sosyete, sosyal doyumsuzluklar, havuz partileri, herkesin peşindeki Hollywood starları, business görüşmeler... Ve tabii ki bunların arasında boğulmaktan sizi kurtaracak bir New Yorklu beliriyor: Bobby.

Bobby, ailesin sönük hayatına, abisinin yeraltı dünyasına ve ablasının komünist kocasının hayatına benzemeyen tipik bir "kendi çapında erkeği" olarak karşımıza çıkıyor film başında. Bazı karşılaşmalar bazı tesadüfler gerçekten rezilce ve nedensiz. Kristen Stewart yani Wonnie, bence duygusuzluk ete kemiğe bürünse o olurdu kesinlikle. Ve tabii ki Blake Lively'nin yani Veronica'nın karşı konulmaz güzelliği... Haksızlığın dibine itilmiş bu güzellik için bile izleniyor.



Filmin özeti kendilerinin de söylediği gibi "Hayat sadist bir komedi senaristinin yazdığı bir komedi filmi." Bazı tesadüflerin güzel olmadığı gerçeğini gözler önüne seriyor. Ve devamında, bu büyük sosyetenin bir parçası olmayı asla kabul etmeyenlerin ise nasıl bir anda buranın bir parçası olduğuyla ilgili.

"Bilirsin, zaman geçer hayat devam eder, insanlar değişir." Tanrım! Duyduğum en doğru Vonnie cümlesi. (Tıpkı 500 Days of Summer^^)


Burada iki insanın birbirini her şartta hatırlayıp tüm güzellikleriyle, anılarıyla hala sevebiliyor olması mı ağır, yoksa başkalarıyla geçirdikleri ömürlerde onlara haksızlık etmeleri mi? Bu durumda adaletsizliği insan kendine mi yapıyor yoksa başkasına mı acaba diye durup düşünmemek elde değil.







-Bazen rüyalar görüyorum. Ama rüyalar sadece rüyadır.
-Bazı hisler tamamen bitmiyor. Bu iyi mi kötü mü?

Dünyada adaletli kalan hiçbir şeyin olmadığı şu günlerde tüm bu haksızlığa karşı içinizden geldiği gibi izleyiniz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

American Honey, 2016

Tür: Dram IMDb: 7,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
Merhaba, çok uzun zamandır sadece kendimi dinlediğimi fark etmediniz umarım. Hemen sabah olsun diye erkenden uyudum dün gece, buralara her zaman sabahın köründe bir şeyler karalamaya bayılıyorum. Dünyanın bu kadar güzel bir yer oluşundan mı kaynaklı bilmiyorum, güzel olan her şeyin acı verdiğini okumuştum bir yerlerde. Film de güzelliğini hissettirerek üzdü beni, bu sıra üzülmek için yer arıyormuşum gibi geliyor. Hepsi geçecek biliyorum, üzülsem de bir yerlerde yüzümü sonsuz güldüren insanların olması bu hayattaki en büyük şansım. 

Star, ölü yıldız. Hayatını devam ettirebilecek gücü kendisinde nasıl buluyor diye hayranlıkla izlediğim esas kızımız. Bir şeylerin devam etmesi için gerekli en önemli şeyin para olduğunu söyleyen çok fazla insan tanıdım, hiçbirisiyle devamlı bir arkadaşlık kuramadım elbette. Bir yerlerde tıkandı bağlarımız, görüşmedik. Sevmedik birbirimizi, Star'ı içine hapseden şey…

Arrival, 2016

Tür: Dram, Bilim Kurgu, Gizem IMDb: 8,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Bellek tuhaf bir şey. Hiç düşündüğüm gibi işlemiyor. Düzeni gereği zamana çok bağlıyız."Bu cümlelerle başlıyor film, bir gün bir yerlerde dram filmleri kraliçesi olacağıma inandığımdan içerisinde dramsallık barındırmayan hiçbir filmi izlemiyorum. Zamana takılı kalıp geçmişi ya da geleceği düşünmekten şuan'ı yaşayamıyoruz çoğu zaman, düzen böyle. Yarını yarın düşünüp, dünü dünde bırakamıyoruz. Dilbilimci Dr. Louise Banks'ın kırpılan zamanlardaki hayat hikayesine, Amy Adams'ın muazzam duru güzelliğiyle eşlik ediyor olmak sizi sonsuz iyi hissettiriyor.
"Yolculuğun bizi götüreceği yeri bilmeme rağmen ona kucak açarak her anını içtenlikle karşıladım."

12 adet tanımlanamayan cismin dünya üzerinde çeşitli noktalara inişinin endişesi sarıyor bir anda hayatını. Orduya yardım etmek için ne biliyorsa ortaya koyuyor, içgüdüleri kuvvetli kadınları her z…

La La Land, 2016

Tür: Komedi, Dram, Müzikal IMDb: 8,5 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Hayallerini değiştirip büyürsün."
LA LA LAND! Senenin belki en fazla ses getiren filmi, üzerine o kadar çok konuşuldu ki izlemekten keyif alırken kendimizi salonda bırakıp çıkacağız falan sandım. Ryan Gosling hayranlığımı bilen bilir, en düşük puanlı filmlerine kadar filmografisinde yer alan tüm filmleri izledim. Artı olarak izlemeden puanlarım her filmini. Bu nasıl bir evlat kayırmaktır? 

Gelelim 2017 oscar töreninde isminden ultra söz ettirecek filmimize, Seb ve Mia'nın akıp giden zamanda devamlı karşılaşıyor olmalarıyla başlıyor film. İki farklı hayatın sizin hayatınıza yakın kesitlerini izliyorsunuz ekranda önce. Tutkulu ve yavaş yavaş yorulmaya başladıkları hayallerinin peşinden giderken birbirlerine destek olmaya başlıyorlar bir anda. Birisi ellerinizi tuttuğunda o an her şey daha da kolaylaşıyor. Hiç beklemediğiniz anda size yanaşıp kulağınıza "gülü…