Ana içeriğe atla

The Reader, 2008

Tür: Dram, Romantik 
IMDb: 7,6
Yönetmen: 

Anlamsız gibi gözüken ama şaşırtıcı bir şekilde doyurucu gelen ilişkilerin gölgesinde hislerden çok dikkatimizi toplamamızı istedikleri tek yer var; Michael ve Hanna'nın birbirlerini neyin yerine koydukları. 

2. Dünya savaşı sonrası Michael'ın Hanna'ya aşık olmasıyla başlıyor hikaye. Önemli olmayan onlarca detaya aldırış etmeden mutlu olmak istedikleri şekilde davranan iki karakter. Michael'ın isyanıyla devam ediyor, "sen benim nasıl olduğumu hiç sormuyorsun!" Ne kadar dolu bir öfke. Herkesin anlayamayacağı anlayanın bi kaç kere okumasına sebep. 


2008 yapımı film Bernhard Schlink romanı uyarlaması tabii ki dram, tabii ki efsane. Ekran karşısında sizi belki de kısa aralıklarla ağlatabilen nadir yapıtlardan. Romanı edinip okumanızı özellikle rica ediyorum. Detayların fazlalığında kısa sürede boğulup gideceksiniz. Ufak detaylarla karşılaşan Hanna ve Michael'ın birbirlerinde eksik gördükleri duyguları tamamlıyor olmaları, bir süre sonra birbirlerine yetersiz gelmeleri. Duyguların da yetersizliğe yönelmesi, hepsi hayat kadar gerçek. 


Hanna'nın ortadan kayboluşunun üzerinden 8 koca yıl geçiyor, Michael ise hukuk fakültesi 2.sınıf öğrencisi. Profesör ve sınıf arkadaşları ile örnek bir duruşmayı izlemeye gidiyorlar. Michael'ın Hanna'nın sesini ilk duyduğunda kitlendiği sahnede yansıttığı oyunculuğu ayakta alkışlarım. Yavaş yavaş dava çözümlenmeye başladıkça Michael'ın da Hanna hakkında bir çok şeyi çözümlüyor olması sizi ancak bu kadar yaralayabilir. Bir insanın yanınızda olması sizinle olmasından daha az önemsizdir emin olun. Bir yerlerde kaybettiğine emin olduğu Hanna'yı hayatı boyunca koca bir yara gibi gözükse de unutamaz Michael. Bitmez, gitmez, azalmaz. Zamanla yerine kimseyi de koyamaz ve bir gün mutlaka görüşürler. 

Kafanıza takılan her sorunun bir gün cevabını alacakmış gibi, üzülmeden şaşırmadan. Hissettiklerinizin boş olmadığını elbet bir gün görecekmişsiniz gibi Michael'ın gözlerinden ardı ardına dökülen gözyaşlarıyla izleyiniz. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

American Honey, 2016

Tür: Dram IMDb: 7,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
Merhaba, çok uzun zamandır sadece kendimi dinlediğimi fark etmediniz umarım. Hemen sabah olsun diye erkenden uyudum dün gece, buralara her zaman sabahın köründe bir şeyler karalamaya bayılıyorum. Dünyanın bu kadar güzel bir yer oluşundan mı kaynaklı bilmiyorum, güzel olan her şeyin acı verdiğini okumuştum bir yerlerde. Film de güzelliğini hissettirerek üzdü beni, bu sıra üzülmek için yer arıyormuşum gibi geliyor. Hepsi geçecek biliyorum, üzülsem de bir yerlerde yüzümü sonsuz güldüren insanların olması bu hayattaki en büyük şansım. 

Star, ölü yıldız. Hayatını devam ettirebilecek gücü kendisinde nasıl buluyor diye hayranlıkla izlediğim esas kızımız. Bir şeylerin devam etmesi için gerekli en önemli şeyin para olduğunu söyleyen çok fazla insan tanıdım, hiçbirisiyle devamlı bir arkadaşlık kuramadım elbette. Bir yerlerde tıkandı bağlarımız, görüşmedik. Sevmedik birbirimizi, Star'ı içine hapseden şey…

Arrival, 2016

Tür: Dram, Bilim Kurgu, Gizem IMDb: 8,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Bellek tuhaf bir şey. Hiç düşündüğüm gibi işlemiyor. Düzeni gereği zamana çok bağlıyız."Bu cümlelerle başlıyor film, bir gün bir yerlerde dram filmleri kraliçesi olacağıma inandığımdan içerisinde dramsallık barındırmayan hiçbir filmi izlemiyorum. Zamana takılı kalıp geçmişi ya da geleceği düşünmekten şuan'ı yaşayamıyoruz çoğu zaman, düzen böyle. Yarını yarın düşünüp, dünü dünde bırakamıyoruz. Dilbilimci Dr. Louise Banks'ın kırpılan zamanlardaki hayat hikayesine, Amy Adams'ın muazzam duru güzelliğiyle eşlik ediyor olmak sizi sonsuz iyi hissettiriyor.
"Yolculuğun bizi götüreceği yeri bilmeme rağmen ona kucak açarak her anını içtenlikle karşıladım."

12 adet tanımlanamayan cismin dünya üzerinde çeşitli noktalara inişinin endişesi sarıyor bir anda hayatını. Orduya yardım etmek için ne biliyorsa ortaya koyuyor, içgüdüleri kuvvetli kadınları her z…

La La Land, 2016

Tür: Komedi, Dram, Müzikal IMDb: 8,5 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Hayallerini değiştirip büyürsün."
LA LA LAND! Senenin belki en fazla ses getiren filmi, üzerine o kadar çok konuşuldu ki izlemekten keyif alırken kendimizi salonda bırakıp çıkacağız falan sandım. Ryan Gosling hayranlığımı bilen bilir, en düşük puanlı filmlerine kadar filmografisinde yer alan tüm filmleri izledim. Artı olarak izlemeden puanlarım her filmini. Bu nasıl bir evlat kayırmaktır? 

Gelelim 2017 oscar töreninde isminden ultra söz ettirecek filmimize, Seb ve Mia'nın akıp giden zamanda devamlı karşılaşıyor olmalarıyla başlıyor film. İki farklı hayatın sizin hayatınıza yakın kesitlerini izliyorsunuz ekranda önce. Tutkulu ve yavaş yavaş yorulmaya başladıkları hayallerinin peşinden giderken birbirlerine destek olmaya başlıyorlar bir anda. Birisi ellerinizi tuttuğunda o an her şey daha da kolaylaşıyor. Hiç beklemediğiniz anda size yanaşıp kulağınıza "gülü…