Mon Oncle, 1958

Tür: Komedi
IMDb: 7,6
Yönetmen: 

Bilen bilir niye buralarda bir şeyler karaladığımı, ileri bir tarihte hayatın bir tarafında klasik telaşa kapılmışken yapabildikleri en güzel şey umarım bu filmleri izlemek olur. Kitaplıktaki kitapları okumak şartıyla elbette. 

Bu ülkede yaşıyor olup kaderimizi bir köşede değiştiremiyor oluşumuzdan sonra hayal kurmayı da bıraktık sanıyorum, kendimden biliyorum. Bir şeyleri başımıza gelmesinden korkarak yaşıyoruz, kendimizi dahi düşünemediğimiz bu coğrafyada bir de sevdiklerimizi ölecekler mi acaba diye düşünmek zorunda bırakılıyoruz. Zor işte, böyle sıkıntılı zamanlarda ne kadar da içimize içimize kanasakta elimizden hiçbir şey gelmiyor. 


Ruhlarımız nasıl birbirine uyuşuyor bilmiyorum tanımadığınız hatta kendilerini bile görmediğiniz insanların size önerileriyle bağlanmasına şaşıyorsunuz. Nasıl kötü olabilir ki her şey, güzel şeyler de oluyor elbet. Mon Oncle, Jacques Tati'nin ilk renkli filmi. 1958 yılının en iyi yabancı film oscar'ına sahip. Döneminin bana kalırsa dışa aktarılan fazlaca zeki projesi. 

Dönemin popüler akımlarından Modernizm'i eleştiren Tati'nin kullandığı renkler, samimi, zeki ve kendine özgü anlatımıyla zaten pek çok ödülü toplamış. İzlerken özünüzde yatan fakat açığa çıkarsa öldürülecekmişsiniz hissine kapıldığınız yaşantınızı sert bir şekilde eleştirmiş Tati, yaşadığınız yerle kafanızda yarattığınız yaşam alanında ne kadar mutlu olduğunuzu sorgulatıyor bir yerde. 

Modern hayat belki güzel, kendine hapsedici belki fazla şaşalı fakat olması gereken değil. Modern hayata geçiş öncesi yaşantı ile modern yaşantı arasındaki farkı geçiş sahneleriyle nasıl bu kadar güzel bağladığına hayran kalacaksınız. İki yaşam alanı arasındaki farklılıkları vurgulamaktan kendini kurtaramamış Tati, iyi de yapmış. 


Modern yaşam alanında gürültü, teknolojik cihazların rahatsız edici sesleri arasında kibirden, böbürlenmekten ve gösterişten zor nefes alan insanlar varken eski yaşam alanında tam tersi hayattan zevk alan ve aldıkları her nefeste neşelenen bir ayrım var. Tati'ye göre böyle ama bana göre de böyle ki bu kadar sevdim filmi. 

Fıskiye sahnelerinin hiçbirisini unutamıyorum, nasıl da gerçekçi. Arada kalmış çocuklar ve köpekler. Modernliğe kapılmış ebeveynlerin modern hayata doğmuş ancak mutsuz çocukları. Belki de herkes hayatından gayet memnundur ama ben modern hayattan memnun değilimdir, olamaz mı? Olabilir. 

İki farklı yaşam alanı arasında gülümseyerek izleyeceğiniz harika bir hafta başı filmi, şimdiden iyi seyirler.

Popüler Yayınlar