Ana içeriğe atla

Mood Indigo (2013)

Tür: Dram, Fantastik
IMDb: 6,4
Yönetmen: Michel Gondry


Karşınızda sizi çok yoracak bir film var, görselleri ve oyunlarıyla müziğinin o güzel yaratıcılığına öyle bir kapılacaksınız ki. Boris Vian'ın kaleme aldığı Günlerin Köpüğü romanının sinemaya uyarlanışı sizi bilemem ama beni hayretlere düşürdü. Ancak bu kadar çok beğenebilirdim. Romanı okumadım ama film uyarlamasıyla doğru orantılı olmalı, ikisi de su gibi akıp gidiyor. 


Michel Gondry'i daha önce Eternel Sunshine of the Spotless Mind filmiyle tanıyoruz zaten, inanın Mood Indigo da onun kadar ilgi çekici, şaşırtıcı ve eğlenceli. İçerisinde benim sevdiğim o dram konularından da yok mu, tadından yenmiyor. 

Fransız her türlü oluşumu seviyorum. İnsanından tutun filmine, müziğine kadar her şeyi.

Gelelim karakterlere. Chloe ve Colin. 


Colin, idealist, yakışıklı ve biraz da mucit. Hayattan hemen bir aşk talep ediyor, çok geçmeden kesişiyor yolları Chloe'yle. Hemen aşık oluyor Duke Ellington'ın şarkısından fırlayıp gelmiş, güzeller güzeli beyaz kadın Chloe'ye. Bir şey istemenin farkına Chloe'yi bir daha görmek istediği zaman varıyor yakışıklı mucit Colin.  

Gerçekle hayali düş gücünüzle bile yan yana getirmeye zorlanıyorsunuz okurken diyor okurlar, sinemaya uyarlanmış hali hayli bir yorucu. Tatlı yorgunluktan bahsediyorum tabii ki. Her sahnesinin bir inci gibi işlendiğinden, her sahnesinin bir inci kadar değerli olduğundan söz etmiyorum bile. 


Tüm bu masalsı anlatım, parça parça tamamlanmaya çalışılan yapıt bir anda Chloe'nin hastalığıyla üzücü bir hal almaya başlıyor. Aşka kapılmış güneşli günler yerini gri bir buluta bırakıyor. Chloe'nin ciğerlerinde büyümeye başlayan nilüfer çiçeği Colin'i küçültüyor, övüneceği tek nokta ise sabrı. Onu hiç kaybetmiyor, Chole'nin tedavi masraflarını karşılamak için yaptığı işler ise inanılmaz, dedim ya baştan aşağı bir şaşkınlık içinde izleyeceksiniz.

Bir enstürman gibi aşkınıza eklenen insanları daha çok sevmeniz dileğiyle, iyi seyirler.



Bu blogdaki popüler yayınlar

American Honey, 2016

Tür: Dram IMDb: 7,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
Merhaba, çok uzun zamandır sadece kendimi dinlediğimi fark etmediniz umarım. Hemen sabah olsun diye erkenden uyudum dün gece, buralara her zaman sabahın köründe bir şeyler karalamaya bayılıyorum. Dünyanın bu kadar güzel bir yer oluşundan mı kaynaklı bilmiyorum, güzel olan her şeyin acı verdiğini okumuştum bir yerlerde. Film de güzelliğini hissettirerek üzdü beni, bu sıra üzülmek için yer arıyormuşum gibi geliyor. Hepsi geçecek biliyorum, üzülsem de bir yerlerde yüzümü sonsuz güldüren insanların olması bu hayattaki en büyük şansım. 

Star, ölü yıldız. Hayatını devam ettirebilecek gücü kendisinde nasıl buluyor diye hayranlıkla izlediğim esas kızımız. Bir şeylerin devam etmesi için gerekli en önemli şeyin para olduğunu söyleyen çok fazla insan tanıdım, hiçbirisiyle devamlı bir arkadaşlık kuramadım elbette. Bir yerlerde tıkandı bağlarımız, görüşmedik. Sevmedik birbirimizi, Star'ı içine hapseden şey…

Arrival, 2016

Tür: Dram, Bilim Kurgu, Gizem IMDb: 8,1 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Bellek tuhaf bir şey. Hiç düşündüğüm gibi işlemiyor. Düzeni gereği zamana çok bağlıyız."Bu cümlelerle başlıyor film, bir gün bir yerlerde dram filmleri kraliçesi olacağıma inandığımdan içerisinde dramsallık barındırmayan hiçbir filmi izlemiyorum. Zamana takılı kalıp geçmişi ya da geleceği düşünmekten şuan'ı yaşayamıyoruz çoğu zaman, düzen böyle. Yarını yarın düşünüp, dünü dünde bırakamıyoruz. Dilbilimci Dr. Louise Banks'ın kırpılan zamanlardaki hayat hikayesine, Amy Adams'ın muazzam duru güzelliğiyle eşlik ediyor olmak sizi sonsuz iyi hissettiriyor.
"Yolculuğun bizi götüreceği yeri bilmeme rağmen ona kucak açarak her anını içtenlikle karşıladım."

12 adet tanımlanamayan cismin dünya üzerinde çeşitli noktalara inişinin endişesi sarıyor bir anda hayatını. Orduya yardım etmek için ne biliyorsa ortaya koyuyor, içgüdüleri kuvvetli kadınları her z…

La La Land, 2016

Tür: Komedi, Dram, Müzikal IMDb: 8,5 Yönetmen:  Oyuncular: 
"Hayallerini değiştirip büyürsün."
LA LA LAND! Senenin belki en fazla ses getiren filmi, üzerine o kadar çok konuşuldu ki izlemekten keyif alırken kendimizi salonda bırakıp çıkacağız falan sandım. Ryan Gosling hayranlığımı bilen bilir, en düşük puanlı filmlerine kadar filmografisinde yer alan tüm filmleri izledim. Artı olarak izlemeden puanlarım her filmini. Bu nasıl bir evlat kayırmaktır? 

Gelelim 2017 oscar töreninde isminden ultra söz ettirecek filmimize, Seb ve Mia'nın akıp giden zamanda devamlı karşılaşıyor olmalarıyla başlıyor film. İki farklı hayatın sizin hayatınıza yakın kesitlerini izliyorsunuz ekranda önce. Tutkulu ve yavaş yavaş yorulmaya başladıkları hayallerinin peşinden giderken birbirlerine destek olmaya başlıyorlar bir anda. Birisi ellerinizi tuttuğunda o an her şey daha da kolaylaşıyor. Hiç beklemediğiniz anda size yanaşıp kulağınıza "gülü…