The Cider House Rules (1999)

Tür: Dram, Romantik
IMDb: 7,3
Yönetmen: Lasse Hallström

Hayatta çoğu zaman kendinizi nasıl bir köşeye koyacağınızı bilemezsiniz, ne olduğunuzdan, neler yapabileceğinizden bile haberiniz yoktur. Nereye gitseniz, kimlerle göz göze gelseniz emin değilsinizdir, öyle bir film. Gülümsediğiniz nadir anlar dışında sürekli acı çekiyorsunuz izlerken.  Homer'ın Candy'yi izleyip; "çok kadın gördüm, her şeyi gördüm fakat seni gördüğümde acı çekiyorum" demesi gibi.


Bir konusu yok, çok konusu var. Maine, savaş, elma bahçeleri, kürtaj, öksüz. Maine ne güzel bir eyaletmiş, kaçasın gidesin geliyor. Elma toplamak dünyanın en eğlenceli işi sanki, siyah beyaz ayrımı yapmamak gibi. 


"Yıldızlara baktım ve bir insan için yüzünü onlara dönüp de donarak öldüğünde, bütün o parlak kalabalığın arasında bir yardım almanın veya merhamet görmenin ne kadar berbat bir durum olacağını düşündüm."

Homer, yetimhanenin en gözde yetimi. Daha çok Wilbur'un gözdesi demek daha doğru. Wilbur'un inanılmaz çabasıyla kendisine verilen sorumlulukların ona bir şey kazandırmayacağını ve kendi isteği sonucu sorumluluk almak istiyor. Homer'in tek amacı tabir yerindeyse, kabuğundan çıkmak.

Yetimhanede büyümüş bir çocuğun neleri görmediğini tahmin bile edemezsiniz. Homer, denizi gördüğünde sizde ilk defa görüyormuş gibi oluyorsunuz. Yaşadığı ilk aşk duygusuna ne demeli? Candy, Homer'in kendini keşfetmeye çıktığı yolculukta tanıştığı ilk kadın. Ona acı çektiren, mutlu eden. His ne öğrendiği, uzaklara dalabildiği, gördüğü en güzel kadın Candy. 


Her şey o kadar bütün ki, şanssızlıklar bile mutlulukları getiriyor filmde. Kaybediyor, kaybettiği gibi gülüyor. Yetimhane, çocukların onu gördüklerinde attıkları sevinç naraları. Her şey büsbütün. Belki bir kere izlemek gerek, hepsinin ne kadar sevgiye muhtaç olduklarını görmek için. Onlara kucak açmaya bir adım yaklaşabilmek için. 

"İyi geceler Maine prensleri, New England'ın kralları."

Popüler Yayınlar