Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

The Diving Bell and the Butterfly, 2007

Tür: Biyografi, Dram IMDb: 8,0 Yönetmen: 
Oyuncular: 
Bir yerlerde gerçeğin ta kendisini yansıtan filmlerin olduğunu bilmek ne güzel, bana mutluluk veriyor. -Acısı bile bal- diyebileceğim bir durumdayım dram filmlerine karşı, çok seviyorum. Nerede karşısında hüngür hüngür ağlanan filmler orada ben. İnsanın sadece tek bir organıyla insanlarla ilişki kurmaya çalışmasının nasıl bir duygu olduğunu bilmem, daha önce hiç komaya girmedim ve daha önce hiç koma sonrası tüm vücut hareketimi kaybetmedim. Ama Jean Daminique Bauby, asıl karakterimiz sayesinde olayları sanki kendi gözünüzden görüyormuş gibi olacaksınız.


Dalgıç ve Kelebek'te Jean bize; Dalgıç elbisesi giymiş kelebeklerin uçuştuğu, tüyler ürperten bir dünyadan kartpostallar yolluyor. The Diving Bell and the Butterfly; Ronald Harwood tarafından yazılmış, Julian Schnabel tarafından yönetilmiştir Amerikan Fransız ortak yapımı bir biyografi filmi. "Kelebeğimiz Jean,…

Smashed (2012)

Tür: Komedi, Dram. IMDb: 6,7 Yönetmen: James Ponsoldt
Bir bağımlılık ve ayık gezmeyi çabalama hallerinin sinemasal hali, allahım en az Candy kadar gerçekçi. Kate ve Charlie'nin o güzel aşklarını ekranda izlerken içinizi ısıtanın onların mutlulukları olduğunu fark etmiyorsunuz bile. 
Aaron Paul'u bir televizyon dizisinden takip ediyorum, orada da bağımlı bir karakteri oynuyor. Bağımsız bir bağımlı her rolünde, içtiği maddelerin etkisinden kurtulmaya hiç niyeti yok. Ama saklayamayacağım dünyanın en güzel oyunculuğunu sergiliyor bağımlıyken. Kate hayatının aşkı, yanında içmekten ne derece keyif alıyor bilemem ama yanında uyuyor oluşundan oldukça memnun, kim olmaz ki! 
Kate ve Charlie ayık gezmedikleri zaman dünyanın en güzel evli çifti, peki ya ayıldıklarında?


Kate artık değişimin bizzat evrelerini vücudunda hissetmeye başladığında, Charlie'nin değişmeyen bağımlılık hallerine, Kate'in güvenini yitirmeye başladığının farkında olmadan gündelik hayatına, bağımlılığına son vermeye …

The Time Traveler's Wife (2009)

Tür: Dram, Fantastik, Romantik IMDb: 7,0 Yönetmen: Robert Schwentke

Şuan hava burada 0 derece. Çoğunuz işte, çoğunuz dışarıda ve benim şansları kısa sürecek diye nitelendirdiğim sıcacık yataklarında yatıyor olanlar bu soğuk havada o güzel hayatınıza, izlediğim en sıcak film diyebileceğiniz bir film var; zaman yolcusunun karısı. Yaşasın romanlar ve yaşasın onları beyaz perde'ye uyarlayanlar, çok yaşayın! Bu film de onlardan biri, Audrey Nifennegger'ın o muazzam romanı. Nasıl olur da bu kadar güzel olur bir insan, nasıl olur da bu kadar güzel şeyler yazar.

İki çocukluk aşkının zamanda gide gele birbirlerine olan sonsuz bağları anlatılıyor. Henry'nin doğumuyla başlayıp ölümüyle bitmeyen bir hikaye. Aslına bakarsanız tam bir hayat hikayesi. Clare için ise bir aşk hikayesi. Herhangi bir yaşında, herhangi bir anda sevdiği adamı anlıkta olsa görebileceğinden emin. 
" Henry geçmiş ve gelecek arasında gidip gelirken Clare için zaman durur sanki. "
Henry yakışıklı bir kütüphanec…

Closer (2004)

Tür: Dram, Romantik IMDb: 7,3 Yönetmen: Mike Nichols

Çoğu baş ucu kitabımın arasından herhangi bir filmle alakalı kısa notlar çıkmazsa nefes alamıyorum ben. Hiç çocuğum yok ama onlara hissedilen sevgiyi tahmin edebiliyorum. Tahmin ettiğim bu sevgi gibi seviyorum filmlerimi, çocuklarım gibi. Bu kadar çok çocuğum olsa hiç yorulmazmışım gibi geliyor, sevdikçe seviyorum. Hepsini ayrı ayrı anlamaya çalışıyorum. Yaşadığım olaylarla bağdaştıklarında sanki benim vücudumdan bir parçaymış gibi geliyorlar. Yeni film izlemek hiç önemli değil, yeniden defalarca izlediğim filmleri daha çok seviyorum. Unutmayın, çocuklarım onlar!
Closer, bir tiyatro oyunundan esinlenilerek beyaz perde'ye aktarılmış. Belki de ondan bu kadar can çekici.


Dört kişi arasında sürekli eşlerin, işlerin ve önceliklerin değişti kocaman düşündüren bir film.  Ekranda dönen şeylere biraz da olsa yakın hissettiyseniz kendinizi, yandınız. Tüm ayrılma sahnelerinde ağlamanız pek tabii çok normal. Filmden ziyade gerçek. Tüm konuşmalar…

Mood Indigo (2013)

Tür: Dram, Fantastik IMDb: 6,4 Yönetmen: Michel Gondry

Karşınızda sizi çok yoracak bir film var, görselleri ve oyunlarıyla müziğinin o güzel yaratıcılığına öyle bir kapılacaksınız ki. Boris Vian'ın kaleme aldığı Günlerin Köpüğü romanının sinemaya uyarlanışı sizi bilemem ama beni hayretlere düşürdü. Ancak bu kadar çok beğenebilirdim. Romanı okumadım ama film uyarlamasıyla doğru orantılı olmalı, ikisi de su gibi akıp gidiyor. 

Michel Gondry'i daha önce Eternel Sunshine of the Spotless Mind filmiyle tanıyoruz zaten, inanın Mood Indigo da onun kadar ilgi çekici, şaşırtıcı ve eğlenceli. İçerisinde benim sevdiğim o dram konularından da yok mu, tadından yenmiyor. 
Fransız her türlü oluşumu seviyorum. İnsanından tutun filmine, müziğine kadar her şeyi.
Gelelim karakterlere. Chloe ve Colin. 

Colin, idealist, yakışıklı ve biraz da mucit. Hayattan hemen bir aşk talep ediyor, çok geçmeden kesişiyor yolları Chloe'yle. Hemen aşık oluyor Duke Ellington'ın şarkısından fırlayıp gelmiş, güzelle…

Now is Good (2012)

Tür: Dram, Romantik
IMDb: 6,8
Yönetmen: Ol Parker

Now Is Good, Before I Die romanının beyaz perdeye uyarlanmış hali. Konunun ne kadar bilindik olduğundan bahsetmiyorum, izlenesi bir film olması yetiyor. Sevgilinin kollarında izledikten sonra başına, bir sürü tik işareti koyulmayı bekleyen listeyle gitmem de an meselesi. 


Tessa, 17 yaşında. Mücadele etmeyi kısa süre önce bırakmış ve hayatının son günlerini en güzel şekilde geçirmeye odaklanmış bir lösemi hastası. En güzelini demiş Ol Parker; "Filmde bir kızın ölümcül hastalığa yakalanması sürecini değil, kısa bir süre sonra öleceğini bilen bir kızın hikayesini işledik."




Ve Adam, Tessa'nın hiç beklemediği bir anda tüm korkularını, heyecanını ve yapmak istediklerini gerçekleştireceği erkek. Listenin en başındaki gibi aşık olacaktı, olmuştu. Fakat Adam, nasıl olsa ölecek biri nasıl sevilecek biliyor muydu?  

Çok zorlanıyorsunuz izlerken, belki nefes alamıyormuş hissine kapılırsınız bilemiyorum. Bir yerlerde dram filmleri kraliç…

The Cider House Rules (1999)

Tür: Dram, Romantik IMDb: 7,3 Yönetmen: Lasse Hallström

Hayatta çoğu zaman kendinizi nasıl bir köşeye koyacağınızı bilemezsiniz, ne olduğunuzdan, neler yapabileceğinizden bile haberiniz yoktur. Nereye gitseniz, kimlerle göz göze gelseniz emin değilsinizdir, öyle bir film. Gülümsediğiniz nadir anlar dışında sürekli acı çekiyorsunuz izlerken.  Homer'ın Candy'yi izleyip; "çok kadın gördüm, her şeyi gördüm fakat seni gördüğümde acı çekiyorum" demesi gibi.


Bir konusu yok, çok konusu var. Maine, savaş, elma bahçeleri, kürtaj, öksüz. Maine ne güzel bir eyaletmiş, kaçasın gidesin geliyor. Elma toplamak dünyanın en eğlenceli işi sanki, siyah beyaz ayrımı yapmamak gibi. 


"Yıldızlara baktım ve bir insan için yüzünü onlara dönüp de donarak öldüğünde, bütün o parlak kalabalığın arasında bir yardım almanın veya merhamet görmenin ne kadar berbat bir durum olacağını düşündüm."
Homer, yetimhanenin en gözde yetimi. Daha çok Wilbur'un gözdesi demek daha doğru. Wilbur'un ina…

Blue Valentine (2010)

Ya ben güzel afişleri olan filmler izliyorum ya da tüm filmlerin afişleri çok güzel. 
Şuna baksanıza; Blue Valentine.
Tür: Dram, Romantik ImDb: 7.4 Yönetmen: Derek Cianfrance
Her film ayrı bir özellik katıyor şu kısa ömrümde bana. Hep yeni bir şey öğreniyorum, sonlarında ağladığım filmleri iki kere izliyorum. Gerçekten ağlanıyor mu yoksa ben sadece ağlıyor muyum diye. Ağlamak son zamanlarda o kadar benimle bütün ki, yakınacak çok insan tanıyorum. Burçları birbirinden çok ayrı insanlar. 
Ryan Gosling gerçekten muazzam filmde. Film demek bile büyük hakaret, sanki yanı başınızda olup bitiyor her şey. Sanki siz şahit oluyorsunuz, sanki siz yaşıyorsunuz her birisini. Michelle Williams son derece güzel. Sol tarafına ayırdığı perçemiyle, dans edişiyle, kendisini geri çekişiyle, çaresizliğiyle. Çok güzel hem de. 

Ben zaten başka hangi konuda film izlerim ki, iki karakter üzerinde oynuyor film. Cindy ve Dean. Geçmişte yaşadıklarına dönüyor arada, şimdiki zamanda yaşadıklarına benzemeyen bir geçmiş. N…

Restless, 2010

Tür: Dram, Romantik ImDb: 6.6
Yönetmen: Gus Van Sant

Film, kimi insana göre sıkıntıdan izleniyor, kimine göreyse sıkıntıdan izlenmiyor. Film başlarken çok büyük heyecanlarla oturuluyor koltuklara. En güzel çerezler yerlerini alıyor tabaklarda. Sahi siz de benim gibi filmin türüne göre kâse seçiyor musunuz? Romantik bir filmse pembe. Aksiyon, mor. Dram, cam. Gerilim, sarı.
Hayır çıldırmış değilim, sadece hayranım. Filmlere. Filmlerin varoluşlarına, insanlara bu kadar açık ve net bir şeyleri hissettirebilmelerine. Onlar ekrandayken konuşulmaması gerektiğine ve sonunda verilmesi gereken doğru tepkilerin verilmesine.
Restless, bence dünyanın en güzel afişine sahip, sizce değil mi?
Gus Van Sant’ı ilk kez tanımıştım bu filmle. Allah’ım bu kadar basit bir konu ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Film boyunca onlarca duyguyu bir arada yaşıyordum. Üzülüyor, arzuluyor, acıkıyor, tatlı yemek istiyor, eğlenmek, saçlarımı kestirmek hatta cenaze törenine katılmak bile istiyordum. Ne düşünürsem düşüneyim …

Medianeras (2011)

Tür: Dram, Komedi ImDb: 7,2 Yönetmen: Gustavo Taretto
Nehre sırtını dönmüş bir şehirde, nasıl yaşamak istediklerine dair hiçbir fikirleri olmayan birbirlerini bekleyen iki insan. Benimsedikleri tek bir şey var, kiracı kültürü. 
Estetik ve ahlaki çarpıklıklar arasında birbirlerini fark etmeyi bekliyorlar aslında. Şehrin çarpık düzeninin kendi düzeni olduğunu savunan bir adam, Martin. Film süresi boyunca sizin savunduğunuz şey ise, bir an önce kavuşmaları oluyor. Birbiri gibi davranan iki farklı şeyin nasıl da birbirlerinin olması gerektiği anlatılıyor aslında. 

Martin, bilgisayara oturup 9 saat kalkmayan. Hemen hemen her işi bilgisayarından halleden, bilgisayardan kalktığında 90 gündür oradaymış gibi hisseden, Sosyal hayatı neredeyse hiç olmayan bir tip. 
Mariana: Mimar. henüz hiçbir şey inşa etmemiş, içinde yaşanamayan maketler dışında. Bir defasında diyor ki: "Hayatım bir oyun olsaydı beş kare geri giderdim." Fazla umutsuz, ama çok güzel. Hayatımda gördüğüm en güzel beyaz tenli i…

Pierrot le fou (1965)

Tür: Dram, Suç, Komedi ImDb: 7,6 Yönetmen: Jean-Luc Godard

İlk defa bu kadar uzun zaman önce yapılmış bir filmi beğendim. Film biraz yaşlı ama nasıl genç tutuyor insanı anlatamam. Film Amerikalı bir yazarın romanından uyarlama, izlemeden önce elbette bilmiyordum ama okumakta isterdim. Şiiri sevmeyen insanların asla anlayamayacağı bir film. Şiiri sevenler ise mest olacaklar eminim. 

Hayatımda gördüğüm en güzel güneye kaçış hikayesi.

Kaçışa ekledikleri bir de aşkları var tabii. İzlerken defalarca gülümsetiyor, gerçek hayatta olmayacak şeylermiş gibi hissettiriyor. Sevgiliye mesaj attırıyor; "kesinlikle izlemelisin."


-Ne yapıyorsun? +Kendime bakıyorum. -Peki ne görüyorsun? +Kayalık bir yoldan 100 km hızla gidecek bir adam. (Marianne aynayı kendine çevirir.) -Ben de, kayalık bir yoldan 100 km hızla giden adama aşık bir kadın görüyorum.

"… bizler rüyalardan oluştuk, rüyalar bizden. hava güzel, sevgilim, rüyalarda, kelimelerde ve ölümde. hava güzel sevgilim. hava güzel, hayatta."

The Notebook(2004)

Tür: Dram, Romantik  Imdb: 7,9 Yönetmen: Nick Cassavetes

Kaç tane güzel söz söylendi hakkında, kaç kişi tavsiye etti ve kaç kişi izledi. Ama ben ufak bir farkla tekrar sevdiceğimin kollarında izleme fırsatı buldum. Sonunu ikimizde biliyorduk ama onlar gülümsedikçe, aşkın ne kadar kuvvetli bir şey olduğunu yansıttıkça ellerimizi sıktık. Onlar öpüştükçe değiştik, kalbimiz onlarınkinden daha fazla attı. 
"Kolay olmayacak, çok zor olacak. Her gün uğraşmamız gerekecek ama buna razıyım çünkü seni istiyorum, bizi istiyorum, eğer geleceğini onunla görüyorsan git; seni bir kere kaybettim yine kaybederim eğer istediğinin bu olduğuna inansaydım.."

İki insanın birbirlerine defalarca aşık olabileceğine tanıklık etmek güzel bir duygu, beraber tanıklık etmekse bambaşka. Arada birbirimizi uyardık, burası harika bak izle diye. Tabii ki Notebook kadar güzel bir aşk filmi var mı? Varsa da bir Notebook değildir. Üzgünüm. Hala izlememiş olan varsa çok çok üzgünüm. 

Filmde en sevdiğim ve aklımdan hiç ç…

Les Amours Imaginaires (2010)

Tür: Dram ImDb: 6,9 Yönetmen: Xavier Dolan

Bazı filmler vardır diyebileceğiniz kaç film var bilemiyorum ama bu gerçekten bazı filmlerden. Xavier Dolan'la ilk defa karşılaşıyorum ama standart filmlere hiç benzemiyor yaptığı iş, çiğnediği kurallara bayıldım. Mutlaka izleyiniz. Şiddetle tavsiye.


Ne kadar iyi anlatılabilir ya da hakkında iyi bir şey var mı bilemiyorum  ama sigarayı daha önce bu kadar gerekli bir şeymiş gibi hissetmemiştim. Ana karakterlerden biri olan Marie, yatakta sigara yaktıktan sonra şunları itiraf ediyor: 

"Sigarayı seviyorum. sigara içmek sanki unutmak gibi. Moralim dibe vurduğunda sigaram elimdeki tek şeydir. Yakarım, tüttürürüm ve sesimi keserim. Böylece duygularımı saklarım. Sigara duyguları saklar. Mentollü ve vanilyali sigaralar vardır. Bazı insanlar sever mentollü sigaraları, vanilyalı sigaraları, çikolatalı sigaraları sigaralı sigaraları. Sigara benim delirmemi engeller. Beni hayatta tutar. Beni ölene kadar hayatta tutar."

Önemli olan sabahları biris…